Tarih Boyunca Ruhsal Hastalıklara Bakış (6.Bölüm)


Bu yazı dizisinin son bölümünde Türkiye'de ruh hastalıklarına bakış konusuna değinip,seriyi bitireceğim.Bu konuyla ilgili biraz araştırma yaptım ama tam istediğim gibi bir veri bulamadım.En son Psikiyatri Hemşireliği Dergisinde bu konuyla ilgili önemli bir makale buldum.Makalenin adı Türkiye'de Ruhsal Hastalığa Tutum,İnanç ve Damgalanma süreci.Makale yakın dönemde 2012-2013 yıllarında yapılan,ölçeklerle değerlendirilen bir çalışmayı kapsıyor.Ben de çalışmanın genel bir özetini yapıp size basitçe anlatmaya gayret edeceğim.
 Araştırma göre;
-Ülkemizde özellikle şizofreni hastaları iş bulmakta zorluk çekmekte,halk tarafından da hasta ve hastanın yakınları saldırgan olarak düşünülmektedir.
-Pratisyen hekimler,hemşireler şizofreni hakkında olumsuz tutuma sahip
-Diğer sağlık personeli de ruh sağlığı bozuk bireylere karşı olumsuz tutumlar içerisinde
-Halkın geneli de ruhsal hastalıklara karşı yaygın bir şekilde olumsuz inanışlara sahip
-Kırsal bölgelerde depresyon hastaları kentlere göre daha çok damgalanmakta
-Ruhsal hastalığa sahip kişilerin ailelerinin kişiye yaklaşımı eğitim durumu ve çevre gibi faktörlerle şekillenmektedir.
-Psikiyatri kliniğine başvuran kişiler damgalanma endişesi yaşamaktadırlar.
-Ailesinde psikiyatrik rahatsızlığı olan kişiler bu durumdan utanç duymaktadır.
Liste biraz daha uzuyor ama daha da ayrıntıya girmek istemiyorum.Bunları bilmek de yeterli bir bakış açısı sunuyor bize diye düşünüyorum.

Bu yazdığım verilerin ışığı altında ruhsal hastalıklara dair olumsuz inanç ve tutumlar yüzünden hastalar ve yakınları tedaviden kaçmaktadırlar.Hastaların iyileşerek topluma kazandırılabilmesi için sağlık alanında çalışan kişilerin işinde daha ehli olması ve konuya profesyonelce yaklaşması gerekmektedir.Gerekirse toplumda etkin olan kişilerle  (din adamı,muhtar gibi ) aile ve sağlık çalışanları el ele vermeli,ekip çalışmasıyla ilerlenmelidir.Hastalara ve yakınlarına kendilerini rahatça ifade edecekleri ortamlar yaratılmalı,konu ile ilgili halka farkındalık eğitimleri verilmelidir.Kısacası tüm sosyal çevre bu süreci doğallıkla kabul edebilmelidir.

Konu ile ilgili Anadolu'da ruh hastalarına halkın yaklaşımıyla ilgili örnek olayların anlatıldığı bir veri bulamadım.Kendi tecrübemden örnek vereceğim o yüzden.Ben, psikiyatri kliniğinde çalışırken ruh sağlığı bozuk kişilerin ailelerinin,hastaları izole edilmiş bir oda ya da ahıra kapatıklarını defalarca duydum.Bu hastalar, bir süre sonra hastalıkları daha alevlenmiş olarak tekrar psikiyatri kliniğine gelirdi.Bu bahsettiğim zamanlar 2000'li yılların başı :(( Çok da eski değil yani.
  Yukarıda koymuş olduğum heykel Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarının bahçesindeki Düşünen Adam Heykeli.Bu heykel bana çok anlamlı gelir.Bizden farklı düşünüyorlar ve bakıyorlar diye onları izole etme hakkımız var mı sizce?
 Bir yazı dizisinin sonuna gelmiş bulunuyoruz.Türkiye'de ruhsal hastalıkla ilgili almamız gereken daha çok yol var.Özellikle psikoterapi çok eksik.Hastalar yerince incelenmeden ilaca bağımlı hale getiriliyor.Ehli olmayan herkes yaşam koçu vs.Bu konuda da yasal düzenlemeler de gerekli.Medyada bu konuyla ilgili eğitici ve öğretici yayınlara daha çok yer verilmeli.Psikolojik rahatsızlıklar,rant olarak kullanılmaktan çıkarılmalıdır.Bu son yazdıklarım da benim düşüncelerim :))
Azimle beni takip ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum.İnsanca yaşadığımız ve yaşatıldığımız günleri görebilmek umuduyla...

Yorumlar

  1. Akıl hastaneleri ile ilgili bir belgesel izlemiştim içim acıdı resmen gördüklerim karşısında tedavi yok sadece ilaç verip bütün gün ya boş oturuyorlar yada ceza olarak bağlanıyorlardı. İyileşsin diye çaba göstermiyorlar bile allah şifa versin. Birde yazı okumuştum bilimsel bir yazı bu tedavi için başvuran kişilerle ilgilenmek yerine onları hastanelere kapatıyorlarmış ki bir çoğu sağlıklı sadece zor dönemden geçiyormuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ruh hastaları,tüm tarih boyunca zaman zaman iyi muamelelerle karşılaşmış olsa da daha çok izole edilmiş.Günümüz Türkiye'sinde bile hala ahırlara kapatılan hastalarımız var :(

      Sil
  2. ahıra kapatmak mı vay be :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzgünüm ama batı dediğimiz Eşkişehir'de bile böyle olaylar oluyordu :(

      Sil
  3. Güzel bir yazı dizisiydi, efendim...
    İzole etmek konusundaki fikirlerinize katılıyorum, buna hakkımız yok.

    YanıtlaSil
  4. Güzel bir yazı dizisi olmuş. Teşekkürler.Edirne'deki Şifahane'yi görmüştüm. Keşke ruhsal hastalıklar hep orada olduğu gibi insanca muameleyle tedavi edilseler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müzikle ve suyla tedavi de Osmanlılar döneminde aktif kullanılmıştır.Katkınız için teşekkürler :))

      Sil
  5. Ahıra ya da kapalı bir yere zincirlenmiş çocuk ya da yetişkin resimlerine rastlıyoruz gazetelerde... Çok acı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu durumların hala devam etmesi üzücü :((

      Sil
  6. Ne kadar faydalı bir yazı emeğinize sağlık, farkındalık yaratmasını diliyorum ve bütün yazdıklarınıza katılıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilerim farkındalık yaratır :) Teşekkürler :)

      Sil
  7. Bu bölümde; bu hastalığın en zor türlerine bakış açılarının çok da iyi olmaması bence insanların empati yapamamalarından ve sanırım pskiyatride hâlâ çözülmeyen şeyler olduğunu düşündürdü bana. Net sonuçlar alınamamasında bir çok nedenin dışında, doktorlarımızın ihmali demek haksızlık olsa da, terapiye ağırlık vermediklerini bizzat gözlemledim. Der ki doktor "Hastalığını biliyorsun, ilaçlar bunlar bunlar, eh biraz da gayretin gerekiyor..." yaklaşımı yeterli değil. İnsanın kendi kendini telkin etmesi her zaman iyi sonuç vermez. Az konuşuyorlar, neredeyse sorular hastadan çıkıyor bazen. Ve eğer ölene kadar gitmezsen " Hani bayağıdır gelmiyorsunuz. Nasıl gidiyor, sorun var mı?" diye bir beklentiye girme lüksü yok. Gerçekten tamamiyle boş bırakılmış bir hasta, hem yakınları hem de toplum için tehdit unsuru olabilir. Çok önemli bir konuda bilmediklerimi öğrenmek beni sevindirdi lakin durumun böyle olması endişelendirdi. Çok teşekkürler Yurdagül kızım. Emeğine sağlık. 2017 tüm güzellikleriyle karşılasın dilerim seni ve aileni canım. Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten yazının yorum kısmında özellikle terapinin çok eksik olduğunu,hemen ilaç tedavisine başlanıp,insanların bağımlı hale geldiğini söyledim.Bu konudaki sağlık politikaları yeniden gözden geçirilmeli,gerçekten sağlıklı bir şekilde zaman ayırarak kişilere psikoterapi hizmeti verilmelidir.Sıkıntı,ehli insanların da yeterince üzerine düşeni yapamaması,devletteki psikiyatristlerin yoğunluktan psikoterapiye yeterince ağırlık verememesi gibi şeyler...Desteğin için çok teşekkür ederim ablacığım :) Mutlu yıllar...

      Sil
  8. Zincirleme, ahıra kapatma, dövme gibi eylemler nedense sürekli karşılaştığımız olaylar. Gerek doğu, gerek batı hiç fark etmiyor. Umarım bu konularda daha bilinçli bir toplum oluruz. Elinize sağlık, güzel bir yazı dizisiydi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi gelişmelerin yanında her dönemde olumsuz gelişmeleri görmek mümkün...

      Sil
  9. Oldukça zor durum. Çok acı yaşamışlar yaşıyorlar.. yüzyıllardır kesin çözüm bulunamamış çok ilginç..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu hastalıklara dair korkularımız devam ettiği sürece,korku bazlı olumsuz davranışlarımız hep olacaktır :(

      Sil
  10. Umarım psikoloji alanında ilerleme kaydederiz ve toplumca bilinçleniriz. Ahıra kapatmak ne demek, yanlış yüzyıldayız galiba :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her yüzyılda var :( Umarım devam etmez bu durum :(

      Sil
  11. Güzel ve keyifli ayrıca faydalı bir yazı dizisi oldu... Emeğinize sağlık... Aslında halkı yaknızca sigaraya karşı bilinçlendirmek yetmiyor, bu tip konularda da kamu spotu yapılmalı! Psikiyatri derneği bunun için bir girişimde bulunabilir... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şizofreni Derneğinin bir etkinliğine katılmıştım geçen yıl.O dernek baya aktif çalışıyor.Hatta Ankara'da şizofrenilerin çalıştığı güzel bir cafe var.Oraya bir gün fırsat bulup gideceğim inşallah :)

      Sil
  12. Güzel bir yazı dizisiydi.
    Ruhun hasta olması fiziksel bir hastalık kadar farkedilir olmadığı için insanların bu durumda olan birine karşı en sık başvurduğu yöntem kınamak, dışlamak, azarlamak oluyor.
    Halbuki kafası parçalanmış bir insandan daha şiddetli acı çekebiliyorlar ama göz görmeyince umursanmıyor. Psikolojik rahatsızlığı olmayan bir insan var mıdır ki... Lustral artık bakkallarda bile satılır hale gelecek neredeyse :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani hangimiz tam olarak mükemmeliz ki:) Teşekkürler :)

      Sil
  13. çok doğru bir konuya değinmişsiniz.Hasta yakınları bile bu konu da çok bilinçsiz sanırım.Ruh sağlığı iyi bir bireyi bile bir ahıra kapatsanız oradan hala iyi olarak çıkabileceğini düşünmüyorum.Peki bu yöntemi uygulayanlar bu kadarını bile düşünmüyorlar mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplum olarak,bu işi profesyonel olarak yapan kişiler olarak da hepimiz bilinçlenmeli ve korkarak değil sevgiyle yaklaşmalıyız hastalara :)Teşekkürler :)

      Sil
  14. Umarim bu ayrimcilik ileride insancilliga dönüsür. Gerçekten hem güzel hem bilgilendirici hem düsündürücü bir seri olmus.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimize ve tarihsel gelişime bakalım istedim.Teşekkürler :)

      Sil

Yorum Gönder