Tarih Boyunca Ruhsal Hastalıklara Bakış( 3.Bölüm)


Tarih boyunca ruhsal hastalıklara bakışın ilk iki bölümünden sonra bugün üçüncü bölümüne geçtik.İkinci bölümde orta çağa başlamıştık Yunan ve Roma uygarlıklarının ruhsal hastalıklara bilimsel bakış açısıyla yaklaşmaya başladığını söylemiştir.Bu bilimsel yaklaşım,Yunan ve Roma uygarlıklarının çökmesiyle bir süre daha etkisini göstermiş ama zamanla da silinmiştir.Hristiyanlık dininin yayılışıyla Avrupa'daki bilimsel çabaların yerini karanlık bir dönem almaya başlamıştır.
 Ortaçağ Avrupa'da  ruhsal hastalıkların tedavisinde rahipler ön plana çıkmış,hastalar manastırlara kapatılmıştır.İlk zamanlarda tedavi olarak hastalara insancıl yaklaşılmış,tedavide dua,kutsal su,papazların soluğu ya da tükürüğü etkin olarak kullanılmış,kutsal yerlere geziler düzenlenmiş,sert olmayan şeytan kaçırma yöntemleri kullanılmıştır.

Fakat bu tedavi yöntemleri giderek değişiklik göstermiş,şeytan kaçırma yöntemleri çok önemli olmaya başlamıştır.Şeytana tutsak olduğu düşünülen kişiye kaba sözler ve ağır küfürler söylenerek,şeytanın kişinin içinden çıkması sağlanmaya çalışılmıştır.
 15.yüzyılın ikinci yarısında iki rahip Şeytan Çekici adlı bir kitabı yayınlamışlardır.Bu kitabın ilk bölümü şeytanların varlığını doğruluyor,ikinci bölümde ise şeytana kapılan kişilerin özellilerinin olduğu bir liste veriliyordu.Kitabın üçüncü bölümü bu kişilerin nasıl cezalandırılacağını anlatıyordu.Bu kitabın da büyük etkisiyle akıl hastası olarak düşünülen kişiler meydanlarda halk tarafından işkenceyle öldürülüp,yakılıyordu.Halk bunu coşkuyla kutluyor ve kutsal bir görev sayıyordu.

16.Yüzyılda İsviçreli hekim Paracelsus ruhsal hastalıkların şeytanın etkisiyle oluşmadığını bir hastalık olarak değerlendirilmesi görüşünü savundu.Ona göre ruhsal hastalıkların nedeni yıldızların beyinde yarattığı olumsuz etkilerdi.Bu düşüncesinin bedeli çok ağır oldu,yargılandı ve ölümüne değin rahatsız edildi.
 Aynı yüzyılda İngiltere'de Reginal Scott,yapılan yanlış uygulamaları anlattığı kitabı dönemin kralı tarafından toplatıldı ve yakıldı.
17.Yüzyılda bazı kilise adamları yaptıkları uygulamaların geçerliliğini sorgulamaya başladı.Hatta St.Vincet de Paul adlı bir rahip ölümü göze alarak,ruhsal hastalıkların diğer bedensel hastalıklar olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.Böylece zamanla orta çağın bilimsellikten yoksun görüşleri geçerliliğini yitirmeye başlamıştır.

Bir sonraki bölümde Reform dönemini anlatacağım.Kaynak olarak hocamın Engin Geçtan'ın Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar kitabından kendimce harmanlayarak ve detaya inmeden,kendi cümlelerimle yazıyorum.Umarım keyif alıyorsunuzdur.Gelecek bölümde görüşmek üzere...

Yorumlar

  1. Bu konuyu daha ne kadar devam ettireceksiniz bilmiyorum ama harikasınız keyifle okuyorum :)

    Sadece geçmiş yıllarda değil günümüzde de ruhsal tedavi gerektiren insanlarla ilğili farklı ve enteresan düşünceler yok değil.

    bundan seneler önce bir gün oğlumla birlikte doktora giderken otobüs durağına oturup otobüs beklemeye başladık.

    Oğlum gülmeye başladı kikir kikir gülüyor. (Bu arada oğlum dawn sendromlu)
    kadın yanıma sokuldu ve usulca kulağıma fısıldadı.

    kim bilir ne görünüyor bu yavrucağa da kendi kendine gülüyor.

    zıkkımın peki görünüyor :)

    diyecektim diyemedim. Muattap olmayıp kafamı çevirdim otobüsümü beklemeye devam ettim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kaç bölüm daha olacak gibi gözüküyor.Uzun,sıkıcı olmasın diye yazının uzunluğuna bakarak yazmayı bırakıyorum.Keyif alıyorsanız ne mutlu bana.Ülkemizde bilinç düzeyi biraz düşük ve hastalıklara bakış açısı da bu doğrultuda oluyor :( Çok takılmadan,çevreyle dengeyi de kurarak hayata devam etmek gerek sanırım.Sevgiyle kalın...

      Sil
  2. evet keyif alıyoruz teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman yazmaya devam :) Teşekkürler :))

      Sil
  3. Sebep anlaşılmadığında sonuç hep vahşet oluyor.. Çok güzel bir yazı dizisi, emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuya tarihsel açıdan da bakalım istedim :) Teşekkürler :)

      Sil
  4. Çok keyifli olmuş, elinize sağlık. Geçmiş dönemler baya ilginçmiş, acaba zamanında çok kötü yöntemler yapıldı da ondan mı bugün herkes hasta.. Yada çok kınadılar da ondan mı tüm insanlığı etkiledi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaptığınız yorumu okuyunca benim de aklıma şu söz geldi.''İnsan,korktuğuna uğrarmış.''Korktukça ve yok saydıkça artıyor galiba hastalıklar...

      Sil
    2. Ayyy çok doğru. Misal bende bir korku var (nedeni baya bir uzun) korktuğum için de ayrıca korku sarıyor. Bu sarmaldan çıkmaya çalıştıkça da sanki daha büyük korkulara kapılıyorum. Sanırım insanlığın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri korku, korkudan öleceğim o derece.

      Sil
    3. Korkunuzun kökenini bulun o konuda çalışın derim.Sevgilerimle :)

      Sil
  5. Bilimsel,gelişmiş toplumlarda sanat kullanılırken bağnaz olanlarda tedavi yöntemleri daha psikopotça :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reform dönemi de pek iç açıcı değil bu anlamda :( Yazdım yazıyı.Yarın yayınlarım :(

      Sil
  6. Keyifle okudum, elinize sağlık...

    YanıtlaSil
  7. İYi ki o çağlarda yaşamamışım dedim okurken, hepimizi yakarlardı:)))))
    kalemine sağlık canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sanırım bu kadar özgür bile olamazdık :( Ben de bazı kısımları şaşkınlıkla yazıyorum.Teşekkürler :)

      Sil
  8. Gayet güzel gidiyor, devam:) Yazıyı okuyunca, şu zamanda ortaçağı yaşıyormuşuz hissine kapıldım ben😔 Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çağ ne kadar ilerlerse ilerlesin her çağda insancıl olmayan bakış açılarına rastlamak mümkün :) Yarın reform dönemi var :) Bakalım ne düşüneceksiniz?

      Sil
  9. Akıl alacak şey değil bazen akıllı olduklarını söyleyenlerin akıllansınlar diye hasta gördüklerine yaptıkları.

    Onlar öyle yaparken müzikle tedavi yaparmışız :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya üzerinde kullanılan yöntemler gerçekten çağ dışı :( İnanmak mümkün değil :((

      Sil
  10. Ortaçağ'da yapılanları okumak ürkütücüydü, efendim...
    Kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlerleyen süreçte de zaman zaman ruhsal hastalık geçirenlere sıkıntı yaşatılmış maalesef :(

      Sil
  11. Ortaçağ zaten hep çok ürkünç gelmiştir bana. İyi diye yapılan, dayatılan herşey bir felaketmiş gerçekten. Çok güzel bir yazı dizisi olmuş zevkle ve ilgiyle okumaya devam ediyorum 😊. Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece orta çağ mı :( Yapılan eziyetler ilerleyen çağlarda da devam etmiş :(

      Sil
  12. Yanıtlar
    1. Zaman ilerliyor,çağ ilerliyor ama ruhsal hastalara kötü davranışlar hiç bir zaman sıfırlanmıyor :( Üzücü :(

      Sil
  13. Bu bölümde sanki 1. bölüme geçiş yapmışız gibi geldi. Tedavi süreci iyi giderken yine batıl inanç gibi olmuş sanki. Baya bir acılar yaşanmış..
    Bakalım ilerleyen bölümde ne gibi gelişmeler olmuş hemen bakıyorum 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun nedeni sanıyorum ruhsal hastalıklardan hem çok korkmak hem de çözümü bulamadığımız için eski bildiğimiz yöntemleri ara ara denemek.

      Sil
  14. Iyyy ortaçag gerçekten karanlik bir dönem.

    YanıtlaSil
  15. Sevgili Yurdagül kızım. Biraz okumayı aksattım, buradayım şimdi. Çok da merak ettim bu seriyi, bu gece tüm bölümleri okumak niyetindeyim. Bu dönem gerçekten kötüymüş. Zaten ruhları daralan acı çeken insanlara bir de kötü muamele... Bir düşündüm de, insanoğlu ne kadar acımasızlaşıyor bazen :( Platon devrinde daha iyi olan durumun ilerleyen dönemde daha iyi, ya da en azından eskisi gibi olması beklenirken ne kadar kötüye gitmiş. Şükretmek lazım bu konuda şimdi alınan yardım ve anlayışlara. Teşekkür ederek diğer bölüme gidiyorum. Emeğine sağlık canım. Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun ablacığım hiç sorun değil.Değerli desteğin için gönülden teşekkür ederim.Sevgiyle öpüyorum :))

      Sil

Yorum Gönder