Tarih Boyunca Ruhsal Hastalıklar (4.Bölüm)


Bu yazıyı yazalı bir kaç gün oldu ama araya doğum günü ve mim yazısı girince taslak halinde kaldı yazı :)) Evet efendim devam edelim yazımıza.Keyifli okumalar...
Avrupa'da 1547 yılında ilk defa bir manastır hastaneye dönüştürülmüştür.Bu kurumda taşkınlık gösterilen hastalar bir peni karşılığında halka gösterilmiş,zararsız olan hastalar ise dilendirilmiştir.Bu kurama benzer kurumlar Avrupa ve Amerika kıtasında da giderek yayılmış,hastalar insanlık dışı davranışlara maruz kalmışlardır.
 17.Yüzyılda ruhsal hastalık geçiren kişiler manastır ve zindanlara kapatılmaktan çıkarılmış,hastane sayılabilecek yerlere yerleştirilmiştir.Her ne kadar mekan değişse de bu değişiklik biçimsel değişikliğin dışına çıkamamış,insanlara vahşi hayvan muamelesi yapılmaya devam edilmiştir.Ruh hastalarının elleri ayakları zincire bağlanmış,kendilerine yetecek kadar beslenme ve hareket özgürlüğü tanınmıştır.Bu hastaların bulunduğu hücrelere konuşmuş tek eşya,yere serilmiş hasırdır.Hücrede tuvalet yoktur.Biriken dışkıyı da kimse temizlenmemektedir.

18.Yüzyıl sonlarında ilk insancıl yaklaşım Fransız hekim Pinel tarafından ortaya konulmuştur.Pinel,Fransız Devrim Birliğinden bu hastalar üzerinde deneme yapmak için izin istemiştir.Hastaları zincirden kurtararak anlayış ve hoş görüyle tedavi edilmesi gerektiğini düşünen biridir.Yapılan deneme,mutlu edici sonuç vermiştir.Bu hastanede başlatılan yeni hareketi Fransa'daki benzer kurumlar da uygulamak istemiştir ve Pinel bu konuda görevlendirilmiştir.Uzun süreli tedavi sonucunda olumlu davranış ve uyum gösteren hastalar,hastaneden çıkarılmıştır.

Her ne kadar zaman zaman ruhsal hastalıklarla ilgili olumlu yaklaşımlar olsa da 19.yüzyılın ortalarına kadar bu tür hastaların başları traş edilmiş,hastalara deli gömleği giydirilmiş,zorla müshil ilaçları içirilmiş,hastalar karanlık odalarda bırakılmış,hastalara soğuk banyo yaptırılmış ve hastalar aç bırakılmışlardır.
  Ruh hastalıklarıyla ilgili bu yazı dizisini yazarken yüzyıllar boyunca bu hastalara ne kadar kötü muamele yapıldığını görmek hem üzüyor hem de şaşırtıyor beni.
 Bu yazı dizisi henüz bitmedi.Sanıyorum bundan sonra iki bölüm daha yazıp bitireceğim.19.Yüzyıldaki uygulamaları anlatmak üzere görüşmek üzere...
(Kaynak:Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar)
Tarih Boyunca Ruhsal Hastalıklar (4.Bölüm) Tarih Boyunca Ruhsal Hastalıklar (4.Bölüm) Reviewed by Daha Mutlu Yaşam on Aralık 27, 2016 Rating: 5

28 yorum:

  1. zaten psikolojileri bozuk bi de hayvandan beter davranmışlar çok acı :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarken ben de bazı kısımları üzülerek yazdım :(

      Sil
  2. Çok üzücü... Neyse ki o dönemlerde yaşamamışım dedim. Bugünler de pek parlak olmasa da, en azından daha insani şartlar sunuluyor hastalara... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son bölümü dün akşam yazdım.Türkiye'yi ele aldım.Çok gelişmiş bir bakış açısı göremedim :(Siz de sevgiyle kalın...

      Sil
  3. ebet aynen iyi ki o dönemlerde yaşamamışım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım tarih boyunca ruhsal hastalıklardan hep korktuk ve kurtulmaya çalıştık :))

      Sil
  4. Bu devirde hala zihniyeti pek değimemiş insanlar var, çok acı :(
    Blogunun teması değişmiş, çok beğendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Derli toplu ve sade bir blog olsun istemiştim ve böyle düzenledik :) Ben de yeni halini sevdim.Sizin de beğenmenize sevindim :)

      Sil
  5. Konu ilk gördüğümden beri ilgimi çekiyordu, uygun vakit bulup hepsini birlikte okumak istedim. Yazıların uzunlukları ve verdiğiniz ayrıntılar o kadar güzel ayarlanmış ki hiç sıkmadan, keyifle okundu hemencecik :)
    Siz de bahsetmişsiniz benim de okuyunca en çok üzüldüğüm kötü muameleler oldu. Empati yapınca içim acıdı. Ah, cahillik işte.
    Merakla bekliyorum geri kalan bölümleri.
    Görüşmek üzere :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Desteğiniz için teşekkür ederim.Son iki bölüm kaldı :)

      Sil
  6. Şimdilerdeki tedavi yöntemi ilaç verip uyuşturmak sanırım. Fakat etrafına zarar verenler için bence iyi bir yöntem. Hem kendine hem etrafına zarar verememiş oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece ilaç tedavisi de çok eksik bence :(

      Sil
  7. Merakla takip ettiğim bir yazı dizisi oldu ellerine emeğine sağlık canım.Teşekküe ediyor devamını merakla bekliyorum <3 ^_^

    YanıtlaSil
  8. bizim ülke insanı toptan sıyırdı kafayı zaten :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ruhsal hastalıkların ülkemizde giderek arttığını düşünüyorum ben de :)

      Sil
  9. Neler yaşanmış. Fransız devrimi bir çığır açmış olsa da yetmemiş yine. Son halini çok merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son iki bölüm kaldı.Sonunca bölümde Türkiye'deki duruma değinmek istedim.Farklı kaynaktan yararlandım son yazıda.

      Sil
  10. Kaleminize, emeğinize sağlık... :)

    YanıtlaSil
  11. Ben de Bahar gibi iyi ki, o zamanlarda yaşamamışım dedim :(((( off cehalet ne kötü..:( ben şimdi de şikayetçiyim mesela iki yeğenim var Allah bağışlasın, biri kız, biri erkek, ikisi de öss filan derken psikolog kapılarını aşındırdılar! Meğer şimdi lise çağında çocuklar psikolog kapılarından gitmiyormuş:((( ve bunların ikisine de ilaç vermişler:( (pardon yanlış aktardım ilaç verdiklerine göre psikiyatriste gitmiş olmalılar) şimdi de o ilaçları bırakalım deyince ikisi de kötü oldular mı:((? Meğer pat diye bırakılmıyormuş!! E pes yani!! Bu çocuklar daha 20'lerindeler yazık günah niye ilaç yazmışlar bilseydim kıyameti kopartırdım :( ama aynı evde oturmayınca biri zaten İstanbul'da hiç haberim olmadı...şimdi yavaş yavaş bırakmaya çalışıyorlar:((( Dedim ki, ilaç ne yahu? Konuşarak, terapiyle benim bildiğim halledilir...yani küçücük çocuklar bunlar .."Teyze konuşursak saati bilmem kaç lira" dedi, ah yaaa o da haklı:((((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlattığınız durum gençlerde çok yaygın.Ülkede terapi paralı :(( Ehli insan az :(( Sorun çok maalesef :((

      Sil
  12. Bir laf var, bazen çok doğru buluyorum:)))
    Derler ki delileri kast ederek, "Dışarıdakiler,içeridekilerden daha çoktur!" :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen ben de bu sözü düşünürüm.İyi bir hatırlatma oldu bize :))

      Sil
  13. Bu bölümde Pinel dışında, 17,18 yüzyılda durum hiç de iç açıcı değilmiş Yurdagül. Demek ne zahmet çekmişler. Bakalım ilerleyen zamanlar ne gösterecek. Emeğine sağlık. Sevgiler canım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Totalde iyi gelişmeler olsa da yine çok eksik :( Yapılacak çok şey,katedilecek çok yol var...Teşekkürler ablacığım :)

      Sil
  14. Çok üzücü. Okurken gözlerim doldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarken ben de çok etkilenmiştim :(

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.